Film Okuması: “Joy”

Joy (2018), ülkemizde İstanbul Film Festivali’nin ‘Sinemada İnsan Hakları’ bölümü kapsamında gösterime giren Sudabeh Mortezai’nin yönettiği Avusturya yapımı bir film. ‘Joy’ için yaklaşık bir senesini Nijerya ve Avusturya arasında sürekli yolculuk edip araştırma yaparak geçiren yönetmen, filmin çoğunlukla gözlemlediği gerçek olaylara bağlı kalmasını istediğini belirtiyor. Bu sebeple film kurgu olsa da gerçek olaylardan oldukça esinlenmiş“Film Okuması: “Joy”” yazısının devamını oku

Şugarmekanlar ve Anadolu LGBTİ+

Merhabalar! Artı Dergi’mizin bu sayısında dosya konumuzu güvenli alanlar seçtiğimizde araştırmalarımız bizi bir yandan tarihteki mücadelelere bir yandan günü-müzdeki kampüs ortamlarına götürürken dönüp Türkiye’deki duruma baktığımızda da konu ile ilgili örnekler bulduk. Bulduğumuz örneklerden LGBTİ+lar ve güvenli alanlar ile ilgili çalışan oluşumlardan ikisi ile iletişime geçtik ve onlarla süreçlerini değerlendir-diğimiz kısa bir röportaj yaptık ve“Şugarmekanlar ve Anadolu LGBTİ+” yazısının devamını oku

Kampüste Güvenli Alan

Güvenli alan kavramı 1960’larda Amerika Birleşik Devletleri’nde feminist hareketten doğdu. Moira Kenney’in ifadesiyle güvenli alan, özgürce konuşmak, davranmak ve kolektif bir güç ve direniş için stratejiler oluşturmak için oluşturulan toplulukları kapsıyor (1). Daha sonraları queer harekette ve ırkçılık karşıtı hareketlerde de benimsenmeye başlanan güvenli alan kavramının, 1980’lerde eğitim sürecine de dahil edilme fikri tartışılmaya başlandı.“Kampüste Güvenli Alan” yazısının devamını oku

Pop-up: Nedir?

Güvenli alan kavramına ilk olarak ikinci dalga feminizm hareketiyle beraber ortaya çıkan “consciousness raising groups”ta rastlıyoruz. Bu grupların temel amacı kadınların yerel oluşumlarda bir araya gelip deneyim paylaşımında bulunmalarını sağlamaktı. Fakat yine de güvenli alan konseptinin tarihin tam bu noktasında ortaya çıktığını iddia etmek yanlış olur. Feminist ve LGBTİ+ hakları hareketleriyle beraber kavramsallaşmaya başlamadan önce“Pop-up: Nedir?” yazısının devamını oku

Güvenli Alan: Yeniden Kavramsallaştırmaya Doğru

The Roestone Collective* Feminist, queer ve insan hakları hareketlerinde; güvenli alan, ötekileştirilmiş grupları şid-detten ve tacizden uzak tutmak düşüncesiyle ortaya çıktı. Bu tür bir güvenli alan aynı zamanda “özgürce konuşmak ve davran-mak, kolektif güç oluşturmak ve direniş için stratejiler oluşturmak için belli bir ruhsat”ı destekleyen konumdaydı (Kenney 2001:24). Benzer bir şekilde, birçok eğitmen sınıfları bilinçli“Güvenli Alan: Yeniden Kavramsallaştırmaya Doğru” yazısının devamını oku

Şiddetsiz Bir Medya Dili

Şiddetin doğal bir dürtü mü yoksa öğrenilen bir davranış mı olduğu, uzun zamandır süregelen tartışmalardan biri. Kimi saldırgan özelliklerimiz, örneğin potansiyel bir tehdit karşısında kendimizi korumak adına göstereceğimiz saldırganlık, hayatta kalmamızı kolaylaştıran dürtülerimizden olabilir. Fakat bu, şiddet içeren tüm davranışları doğuştan gelen dürtülerle yaptığımız anlamına gelmez. Kendini korumak adına olmayıp salt başkasını incitmek adına yapılan“Şiddetsiz Bir Medya Dili” yazısının devamını oku

Boğaziçi Kulüpleri ve LGBTİ+lar için Güvenli Alan

Güvenli alan, yirminci yüzyılın son çeyreğinde kadın hareketinde ortaya çıkan ve yeşil çember içinde pembe üçgen sembolüyle birlikte LGBTİ+lar tarafından da geniş ölçekte kullanılan bir kavram.[1]İlk anlamlarından biri ötekileştirilmiş grupları şiddetten ve tacizden uzak tutan alanlardı.[2] Elbette anlam zamanla değişime uğradı ve kavram bağlamıyla birlikte ele alınan özel bir tanıma dönüştü. Sözgelimi, ‘Burası bir güvenli“Boğaziçi Kulüpleri ve LGBTİ+lar için Güvenli Alan” yazısının devamını oku