Güvenli Alan: Yeniden Kavramsallaştırmaya Doğru

The Roestone Collective* Feminist, queer ve insan hakları hareketlerinde; güvenli alan, ötekileştirilmiş grupları şid-detten ve tacizden uzak tutmak düşüncesiyle ortaya çıktı. Bu tür bir güvenli alan aynı zamanda “özgürce konuşmak ve davran-mak, kolektif güç oluşturmak ve direniş için stratejiler oluşturmak için belli bir ruhsat”ı destekleyen konumdaydı (Kenney 2001:24). Benzer bir şekilde, birçok eğitmen sınıfları bilinçli“Güvenli Alan: Yeniden Kavramsallaştırmaya Doğru” yazısının devamını oku

Şiddetsiz Bir Medya Dili

Şiddetin doğal bir dürtü mü yoksa öğrenilen bir davranış mı olduğu, uzun zamandır süregelen tartışmalardan biri. Kimi saldırgan özelliklerimiz, örneğin potansiyel bir tehdit karşısında kendimizi korumak adına göstereceğimiz saldırganlık, hayatta kalmamızı kolaylaştıran dürtülerimizden olabilir. Fakat bu, şiddet içeren tüm davranışları doğuştan gelen dürtülerle yaptığımız anlamına gelmez. Kendini korumak adına olmayıp salt başkasını incitmek adına yapılan“Şiddetsiz Bir Medya Dili” yazısının devamını oku

Boğaziçi Kulüpleri ve LGBTİ+lar için Güvenli Alan

Güvenli alan, yirminci yüzyılın son çeyreğinde kadın hareketinde ortaya çıkan ve yeşil çember içinde pembe üçgen sembolüyle birlikte LGBTİ+lar tarafından da geniş ölçekte kullanılan bir kavram.[1]İlk anlamlarından biri ötekileştirilmiş grupları şiddetten ve tacizden uzak tutan alanlardı.[2] Elbette anlam zamanla değişime uğradı ve kavram bağlamıyla birlikte ele alınan özel bir tanıma dönüştü. Sözgelimi, ‘Burası bir güvenli“Boğaziçi Kulüpleri ve LGBTİ+lar için Güvenli Alan” yazısının devamını oku