Bir Dünya Yeter mi?

CO_2 + € = healthy globe

Dünyayı ister bir kaynak bütünü ister yaşayan bir organizma olarak ele alalım; mevcut üretim ve tüketim alışkanlıklarımızın bu gezegenin taşıma kapasitesini aştığı artık açıkça görülmektedir [1]. Yapılan araştırmalar, bugünkü yaşam biçimimiz herhangi bir düzenlemeye tabi tutulmadan devam ederse, önümüzdeki yarım yüzyıl içinde insanlığın ihtiyaçlarını karşılamak için iki Dünya’ya ihtiyaç duyulacağını ortaya koymaktadır. Bunun temel nedenleri arasında artan sera gazı salımları, buna bağlı olarak hızlanan iklim değişikliği, hava ve su kirliliği ile doğal ekosistemlerin geri dönüşü zor biçimde tahrip edilmesi yer almaktadır.

Bu sorunların her biri son derece karmaşık olmakla birlikte, bilim insanlarının büyük ölçüde uzlaştığı ortak bir yaklaşım bulunmaktadır: sürdürülebilirlik. Sürdürülebilirlik en yalın hâliyle, bugünün ihtiyaçlarını karşılarken gelecek nesillerin kendi ihtiyaçlarını karşılama hakkını ellerinden almamak olarak tanımlanır. Burada söz konusu olan yalnızca doğal kaynakların korunması değildir; toplumsal refahın, ekonomik istikrarın ve ekolojik dengenin birlikte gözetilmesi anlamına gelir. Dolayısıyla sürdürülebilirlik bir tercih değil, giderek zorunluluk hâline gelen bir yaşam biçimidir.

Sürdürülebilir bir yaşam anlayışı iki temel başlık altında ele alınabilir: üretimde sürdürülebilirlik ve tüketimde sürdürülebilirlik. Üretim boyutunda, özellikle endüstriyel faaliyetlerde doğal kaynakların minimum düzeyde kullanılması, enerji verimliliğinin artırılması ve atık oluşumunun azaltılması büyük önem taşımaktadır. Güneş ve rüzgâr gibi yenilenebilir enerji kaynaklarına yönelmek ise yalnızca çevresel etkileri azaltmakla kalmayıp, uzun vadede enerji güvenliği açısından da kritik bir rol oynamaktadır.

Tüketim boyutunda ise bireylerin rolü sanılandan çok daha büyüktür. Tüketimi azaltmak, ihtiyaç fazlası alımlardan kaçınmak ve özellikle tek kullanımlık ürünleri hayatımızdan çıkarmak, küçük gibi görünen ancak toplumsal ölçekte ciddi etkiler yaratabilecek adımlardır. Bu durum somut verilerle de desteklenmektedir. Örneğin, 2015–2021 yılları arasında Avrupa Birliği kıyılarında tek kullanımlık plastik kullanımı yaklaşık %40 oranında azalmış; aynı dönemde denizlerdeki büyük plastik atık miktarında %29’luk bir düşüş kaydedilmiştir. Bu gelişme, deniz ekosistemleri için son derece tehlikeli olan mikroplastik kirliliğinin azaltılmasına da önemli katkılar sağlamıştır [2].

Bireyler üretim süreçlerine doğrudan müdahale edemediklerini düşünebilir; ancak bu süreçler üzerinde dolaylı ama güçlü bir etki yaratmak mümkündür. Bunun en etkili yollarından biri, gerçekten çevre dostu uygulamalar benimseyen markaları tercih etmektir. Ne var ki, çevreci bir imaj sunmasına rağmen bu iddiaları uygulamalarıyla desteklemeyen markalar da bulunmaktadır. Bu tarz markalar çevreci olmayı bir pazarlama stratejisi olarak düşünürler ve ürün tanıtımında ya da ambalajında “doğa dostu, eko, yeşil” gibi ifadelerini hiçbir dayanağı olmadan sıklıkla geçirirler. Basit bir pazarlama stratejisi olarak görünse de çevreci markaların görünümünü pazarda azaltır ve tüketicinin gerçekten çevreci olan markalara da güvenini zedeleyebilir. “Greenwashing” olarak adlandırılan bu durumdan kaçınabilmek için, markaların üretimde kullandıkları kaynakları, su ve enerji tasarrufu politikalarını ve geri dönüşüm uygulamalarını şeffaf biçimde paylaşmaları önemli bir ölçüt olarak değerlendirilebilir [3] [4].

Sürdürülebilirliğe dair yaygın bir diğer yanılgı ise, bu yaşam biçiminin pahalı olduğu düşüncesidir. Kısa vadede bazı sürdürülebilir alternatifler daha maliyetli görünebilir; ancak uzun vadede bu algı geçerliliğini yitirir. Ayrıca, bir ürünün gerçek maliyetini yalnızca satın alındığı andaki fiyatıyla değil, kullanım süresi boyunca yarattığı ekonomik ve çevresel etkilerle değerlendirilmelidir. Sürdürülebilirliğe özünde daha az ve daha bilinçli tüketimi esas alır. Uzun ömürlü ürünler satın almak, sık sık yenileme ihtiyacını ortadan kaldırarak hem ekonomik hem de çevresel açıdan avantaj sağlar. Bez çantalar bunun en basit örneklerinden biridir: İlk aşamada plastik poşetlere göre daha pahalı görünseler de, defalarca kullanılabildikleri için uzun vadede hem bireysel maliyeti düşürür hem de çevresel yükü azaltır. Bu açıdan bakıldığında sürdürülebilirlik bir lüks değil, geleceğe yapılan akılcı bir yatırımdır.

Ancak sürdürülebilir bir dönüşümün yalnızca bireysel çabalarla sağlanması mümkün değildir. Bu noktada devletlerin rolü belirleyici hâle gelmektedir. Etkili yasal düzenlemeler, teşvik mekanizmaları ve denetim sistemleri olmaksızın sürdürülebilirliğin toplumsal ölçekte hayata geçirilmesi oldukça zordur. Devletlerin yalnızca düzenleme yapmakla kalmayıp, aynı zamanda sürdürülebilir uygulamaları aktif biçimde teşvik etmesi ve topluma bu dönüşümün neden hayati olduğunu anlatması gerekmektedir. Çünkü bireylerin ve kurumların destek vermesi, ancak meselenin ciddiyeti konusunda farkındalık oluşmasıyla mümkündür.

Sıklıkla dile getirilen bir diğer endişe ise, sürdürülebilir politikaların ekonomik büyümeye engel olduğu düşüncesidir. Oysa uzun vadede sürdürülebilirlik ile ekonomik kalkınma birbirine zıt değil, aksine birbirini tamamlayan kavramlardır. Kaynakların verimli kullanılması, yenilikçi yeşil teknolojilerin geliştirilmesi ve çevresel risklerin azaltılması; ekonomik istikrarı güçlendiren unsurlar arasında yer almaktadır. Nitekim yapılan araştırmalar, tüketicilerin önemli bir kısmının sürdürülebilir ürünler için daha fazla ödeme yapmaya istekli olduğunu göstermektedir [5]. Bu durum, sürdürülebilirliğin ekonomik açıdan da uygulanabilir ve desteklenebilir bir model sunduğunu ortaya koymaktadır.

Sonuç olarak, bir Dünya gerçekten yeterlidir; ancak bu, onu nasıl kullandığımıza bağlıdır.  Sürdürülebilirlik yalnızca çevreyi korumaya yönelik bir yaklaşım değil, aynı zamanda gelecek kuşaklara yaşanabilir bir dünya bırakma sorumluluğudur. Bu sorumluluk bireylerden devletlere, üreticilerden tüketicilere kadar herkesin ortak paydasıdır. Çünkü ikinci bir Dünya yoktur.

Merve Korkmaz – Artı Dergi

Kaynakça:

[1]«How many Earths? How many countries?,» [Çevrimiçi]. Available: https://overshoot.footprintnetwork.org/how-many-earths-or-countries-do-we-need/?utm_ .
[2]«Plastic Waste Statistics & Trends,» [Çevrimiçi]. Available: https://wastedirect.co.uk/blog/plastic-waste-statistics/?utm_.
[3]«Defining Greenwashing: A Concept Analysis,» [Çevrimiçi]. Available: https://www.mdpi.com/2071-1050/16/20/9055?utm_.
[4]«Different shades of green deception.,» [Çevrimiçi]. Available: https://www.sciencedirect.com/science/article/pii/S0363811124001000?utm_.
[5]«Consumers willing to pay 9.7% sustainability premium…,» [Çevrimiçi]. Available: https://www.pwc.com/gx/en/news-room/press-releases/2024/pwc-2024-voice-of-consumer-survey.html?utm_.
[6]«5 things you should know about single-use plastics,» [Çevrimiçi]. Available: https://environment.ec.europa.eu/news/5-things-you-should-know-about-single-use-plastics-2025-07-01_en?utm_.

Kapak Fotoğrafı:

https://unsplash.com/photos/co2-e-wall-text-oOnc3tIJ21c

Kapak Fotoğrafı Sahibi:

https://unsplash.com/@simplicity

Yorum bırakın