Bir Oyuncak Olarak Barbie

Bir resim, fotoğraf, heykel ya da herhangi bir nesne çok sayıda anlam taşıyabilir. Bu anlamlar yalnızca duyularımızla algıladıklarımızla sınırlı değildir; çoğu zaman daha derin, daha ideolojik anlamlar içerir. Barbie bebekler de bu açıdan bakıldığında yalnızca masum birer oyuncak değildir. Roland Barthes’a göre nesnenin ardındaki anlam, onun bir mit hâline gelmesini sağlar. Mit, belirli bir mesaj ileten bir söylemdir. Modern mitlerde iki temel unsur vardır: gösteren ve gösterilen. Bunlar bir işaretin parçalarını oluşturur; her işaret belirli bir anlamı ve çoğu zaman bir dayatmayı işaret eder.

Bu bağlamda açık tenli, ince belli, uzun bacaklı, mavi gözlü ve uzun sarı saçlı Barbie bebeği, bir oyuncaktan çok daha fazlasıdır. Barbie, plastik bedeninde pek çok ideolojik mesaj taşır. Bu mesajlardan biri, Barbie’nin idealize edilmiş görünüşünün güzelliğin tek sembolü hâline gelmesi ve toplumda –özellikle çocuklarda– gerçekçi olmayan bir beden algısı yaratmasıdır. Çocuk hakları bağlamında bu durum, çocuğun kendi bedeniyle barışık büyüme ve sağlıklı bir zihinsel gelişim gösterme hakkına yönelik bir tehdittir. Bir diğer ideolojik mesaj ise Barbie’nin kadın bedeninin metalaştırılmasını desteklemesi ve bunu olağanlaştırmasıdır. Kadın bedeninin metalaştırılması Barbie’den çok daha eski olsa da, Barbie bu sürecin “oyun” yoluyla normalleşmesinde kritik bir rol oynamaktadır.

Barbie’nin vücudu belirli ve tek tip bir güzellik anlayışını temsil eder. O, kapitalist ideolojilerin ürettiği bir figürdür. Barbie’nin plastik bedeninde kadın bedeninin hem standartlaştırıldığını hem de metalaştırıldığını görmek mümkündür. Mükemmel vücudu ve her zaman şık kıyafetleriyle Barbie, tüketiciyi belirli bir tüketim kültürüne yönlendirmeyi amaçlayan bir miti temsil ederken, çocukları da erken yaşta bu kültürün pasif birer nesnesi haline getirir.

Bu iddiayı açıklamak için şu soruyla başlamak gerekir: Barbie gerçekten masum bir oyuncak mıdır? Çünkü dünyadaki her nesne, sessiz bir varoluştan toplum tarafından “okunabilir” bir söyleme dönüştürülebilir. Nesneler kendi içlerinde mesaj taşırlar. Bu nedenle odaklanılması gereken Barbie’nin kendisi değil; Barbie aracılığıyla çocuklara iletilen mesajlardır.

Barthes’a göre mit, mesajın ne olduğundan çok nasıl ileti. ldiği ile ilgilidir. Açık ten, ince bel ve mavi gözlerden oluşan Barbie figürü, masum bir plastik bebekten çok daha fazlasını imgeler. Bu imge, kadınlara ve gelişme çağındaki kız çocuklarına “güzel olmak için zayıf ve mümkünse sarışın olmak gerekir” mesajını dayatır. Böylece bu standartlara uymayan bireyler, toplum tarafından “bakımsız” ya da “yetersiz” olarak etiketlenme riskiyle karşı karşıya kalır. Bu durum, çocuğun “ayrımcılığa uğramama” ve “kendi kimliğini özgürce geliştirme” haklarıyla çelişir.

Barbie’nin görünümü, tüm kadınların bu ideale yaklaşması gerektiği düşüncesini taşır. Bu nedenle Barbie’nin temsil ettiği tüketim kültürü, çocuklarda ve kadınlarda gerçek hayatta “arzu edilir olma” isteğini tetikler. Barbie gibi figürler, tüketiciyi yönlendirmek için bilinçli olarak üretilmiş pazarlama stratejileridir. Bu stratejiler pek çok kadını etkilemekte; bireyler idealize edilmiş bu güzellik imgesini yakalamak için ürün tüketmeye meyilli hâle gelmektedir.

Örneğin Barbie’nin sürekli yüksek topuklu ayakkabılar giymesi tesadüf değildir. Yüksek topuklu ayakkabılar günümüzde pek çok kadın tarafından tercih edilse de çoğunlukla rahat değildir ve anatomik yapıya aykırıdır. Yine de bu ayakkabılar, çocuklara ve kadınlara “zarif görünmek için acı çekmek veya rahatsız olmak gerekir” düşüncesini aşılayan kültürel bir yönlendirmedir.

Barbie, kadın bedeninin metalaştırılmış hâlini temsil eden idealize edilmiş bir figürdür. Barbie’nin görünümünü taklit etmeye çalışan birçok kişi, bu yolla toplumda beğeni toplayacağını düşünür. John Berger’e göre görsel kültürde kadınlar çoğunlukla edilgen, arzu edilir ve ulaşılabilir olarak tasvir edilir. Kadınların giydiği ayakkabılar ya da kıyafetler sadece işlevsel değildir; aynı zamanda hayranlık uyandırmak ve “görünüşe dair bir imge” üretmek içindir. Berger’in sözleriyle, “men act, women seem” (erkekler eyler, kadınlar görünür). Kız çocukları zamanla bu “erkek bakışı”nı içselleştirir ve kendilerini de bir nesne olarak görmeye başlarlar. Böylece kadın bedenleri satın alınabilir, arzu edilebilir ve sahip olunabilir bir şeymiş gibi temsil edilir.

Sonuç olarak Barbie, çocuklara yönelik bir oyuncak gibi görünse de toplumdaki kadın ve beden algısını şekillendiren, çocuğun yararını gölgeleyen mesajlar taşır. Barthes’a göre her nesne bir mesaj, bir mit olabilir. Barbie de bu anlamda bir “celebrity mit”tir; kadın bedeninin standartlaştırılmasına, metalaştırılmasına ve çocuk haklarının kültürel kodlarla ihlal edilmesine katkı sağlayan ideolojik bir figürdür.

Kaynakça:

  • 1. Barthes, R. (2014). Mitolojiler Metis Yayınları.
  • 2. Berger, J. (2018). Görme Biçimleri Metis Yayınları.

İdil Deniz Baykan

Yorum bırakın